Liderlik, yönlendirme değil, koşulların tasarlanmasıdır.

Tanım

Çoğu lider vizyon eksikliğinden dolayı başarısız olmuyor.
Asıl sorun, değişimi yanlış bir mekanizma ile yönetmeye çalışmalarıdır.

Önemli bir şeyin değişmesi gerektiğinde—kültür, performans, iş birliği, hesap verebilirlik—varsayılan araç seti hep aynıdır: yönü netleştirmek, bunu iletişimle anlatmak, pekiştirmek ve momentum oluşmazsa baskıyı artırmak. Liderler daha çok açıklar, daha çok zorlar, değişimi tekrar tekrar ilan eder—bu sefer daha sert bir dille.

Ve yine de, hiçbir şey gerçekten değişmez.

En azından önemli olan anlamda değişmez.

Değişen şey yüzeysel davranışlardır: toplantılar artar, sunumlar çoğalır, ilerleme raporları sıklaşır. İnsanlar uyum gösterir. “Alignment” performansı yaparlar. Sürtünmeden kaçınacak kadar hareket ederler. Ama daha derindeki sistem—kararların nasıl alındığı, gerçeğin nasıl aktığı, insanların fikir ayrılığı yaşadığında nasıl hissettiği—aynı kalır.

Bu, modern liderliğin sessiz başarısızlık biçimidir: dönüşüm olmadan hareket.


Yaptığımız temel hata

Çoğu liderlik modeli, özellikle kurumsal dünyada, organizasyonları makine gibi görür. Eğer yön netse ve yeterli güç uygulanırsa sistem hareket eder. Mantık şudur:

Yön → Uyum → Uygulama → Sonuç

Ama insan sistemleri böyle çalışmaz.

İnsanlar doğru cevap söylendiği için değişmez. İnsanlar, yeni davranışın mümkün, güvenli ve değerli olduğu bir ortam oluştuğunda değişir.

Bu yüzden anlatmak, zorlamak ve tekrar etmek çoğu zaman işe yaramaz. Çünkü bunlar görünen katmana (mesaj) odaklanır, görünmeyen katmanı (koşulları) değiştirmez.

Ve insanlar aslında koşullar içinde yaşar.


Liderlerin farkında olmadan şekillendirdiği şeyler

Değişimin tutup tutmayacağını belirleyen üç sessiz güç vardır:

1) Dikkat (Attention)

Liderin nereye dikkat verdiği, organizasyonun “gerçek” tanımı olur. Ne sorulur, ne ölçülür, ne için söz kesilir, ne kutlanır, ne cezalandırılır… Dikkat hiçbir zaman nötr değildir. İnsanlara neyin önemli olduğunu öğretir.

2) Güvenlik (Safety)

Buradaki güvenlik “rahatlık” değil, konuşmanın bedelinin olup olmadığıdır. İnsanlar kendini ifade etmenin statü, aidiyet veya kariyer kaybı yaratabileceğini hissederse, zeki davranırlar: belirsizliği saklarlar, fikir ayrılığı göstermezler, sadece beklenen şeyi teslim ederler.

Bu bir motivasyon sorunu değildir. Bu bir sistem tasarımı sorunudur.

3) Anlam (Meaning)

İnsanlar anlam gördüklerinde ekstra çaba gösterir. Anlam kaybolursa liderlik bunu kısa vadede baskı ve hızla telafi etmeye çalışır. Bu işe yarar—ama sadece kısa süreli.


Değişim hakkında rahatsız edici gerçek

Bir lider değişim ilan eder ve organizasyon “direnç” gösterirse, genelde sorun insanlara yüklenir:

  • Sorumluluk almıyorlar
  • Anlamıyorlar
  • İstekli değiller
  • Rahatlar

Ama “direnç” çoğu zaman yanlış bir kelimedir.

Çünkü çoğu durumda bu, insanların içinde bulundukları koşullara verdikleri doğru bir tepkidir.

  • Ortam kesinliği ödüllendiriyorsa, insanlar belirsizliği saklar.
  • Hızı ödüllendiriyorsa, düşünmek azalır.
  • Uyum ödüllendiriyorsa, gerçekler gizlenir.
  • Sürekli erişilebilirlik ödüllendiriyorsa, tükenme artar.
  • Lideri memnun etmek ödüllendiriliyorsa, sahiplenme düşer.

Burada kötü insanlar yoktur. Sadece sistemin öğrettiği şekilde davranan insanlar vardır.

Sistem “değişmiyor” değildir. Sistem tam olarak tasarlandığı gibi çalışıyordur.


Liderliğin farklı tanımı

Bu bakışta liderlik artık sadece yön belirlemek değildir.

Yön önemlidir, ama tek başına yeterli değildir. Çünkü yön, yeniden tasarlanmamış koşullarla birlikte verildiğinde sadece bir “harita” olur. İnsanlar aynı zeminde duruyorsa, o harita onları hareket ettirmez.

Liderlik = koşulları tasarlama pratiğidir.

Bu şu demek değildir: her şeyi kontrol etmek.
Bu şu demek değildir: her davranışı yazmak.

Koşulları tasarlamak demek:

  • doğru davranışın en kolay davranış olması
  • konuşmanın güvenli olması
  • gerçeğin erken ortaya çıkması
  • sahiplenmenin doğal oluşması

Neden bu bir paradigma değişimi?

Birçok lider aslında bunu hisseder ama adı yoktur.

  • “İletişim yetmiyor”
  • “Daha fazla baskı çözmüyor”
  • “Posterlerle kültür değişmiyor”

Doğru sezgi şudur: liderlik bir kaldıraç değil, bir alandır.

Ve liderin işi bu alanda zorlamak değil; doğru davranışların doğal olarak ortaya çıkacağı koşulları oluşturmaktır.


Görmeyi değiştiren soru

Şu soru her şeyi değiştirir:

İnsanlar her zaman tepki veriyor. Soru şu: neye tepki veriyorlar?

Bir sonraki duyuru, baskı veya “hesap verebilirlik artırılmalı” mesajından önce dur ve sor:

“Şu an yarattığım koşullar, mevcut davranışı en mantıklı seçenek haline getiriyor mu?”

Bu soru insanları suçlamaz. Sorumluluğu doğru yere koyar: tasarıma.

Ve bir kez bu şekilde görmeye başladığında, geri dönüş yoktur.

Her liderlik anının bir tasarım anı olduğunu görürsün. Her sinyal alanı şekillendirir. Her koşul davranışı öğretir.

Bu, temel noktadır.

Bundan sonra değişimi bir iletişim problemi olarak değil, bir tasarım problemi olarak görürüz.

İlgili Yazılar

Agile Strategic Leadership: Thriving in a Fast-Changing World
Devamını oku
1774118636014
Devamını oku
1767353716575
Devamını oku